Thursday, May 22, 2008

...

Birden sizi feci özlediğimi hissettim! Eski günlerde ne güzeldi. Hergün yazmak... Hergün bloğumu düşünerek konular düzenlemek... Belki de herşeyin bir sonu vardır. Ama daha sona da gelmedim. Eğer buradaysam hala...

* Yaşam enerjim diplerde. Daha da kötüyüm. Ama geçeceğine unanıyor ve umuyorum

* Geçen hafta Almanya'da eğitimdeydim. Aslında iyi geçti. Değişiklik oldu. Wish ile iyi vakit geçirdik, eğitildik, cehaletten kurtulduk:P

* Ev işi yapasım yok...

* Oğlanın dersleri çok iyi değil. Daha doğrusu istediğim gibi değil. SBS sınavından çok ümitli değilim. Allah yardımcısı olsun. Feci sıkılmış durumdalar zaten! Havalar da güzelleşince iş çığırından çıktı.

* Mutlu, güzel bir habere ihtiyacım var... Allahım ne olur yardım et...

* Dün zap yaparken Gülben Ergenin programına rastladım. Kadının yanında bi sürü genç kız vardı. O kıyafetler neydi öyle! 80li yıllarda Düğüne giden Amerikalı kırolara benziyorlardı. Gülben Ergen aralarında ışıldasın diye mi yapmışlar. Daha güzel kızlarımız var! Amaaaan bana ne! Sadece saçma geldi.

* Tatile ihtiyacım var. Denizde sırtüstü hareketsiz yatıp hiç bir şey düşünmemek istiyorum!

* Sizler ne yaptınız, ne olur anlatın

Tuesday, May 06, 2008

Çöpçatan!

Bu gece sabahın köründe uyanıverdim. Baktım uyuyamıyorum kalkıp TV izledim. Sabahın dördünde gündüz kuşağının tekrarı vardı heryerde. Hani şu çöpçatan programları. Bunları izlemeyi seviyorum. Şaşırdınız! Evet seviyorum çünkü güldürüyor ve insanlarımızı tanıyorum! Hele müzik başladı mı göbek atan kadın ve erkekleri izlemek Avrupa Yakasındaki Burhanlı bölümü hatırlatıyor ve çok keyif veriyor. Hatta bazen oğluşla kalkıp biz de onları taklit edip gülme krizine giriyoruz.

Neyse efenim, bir amcamız çıktı 70 yaşında! Bir hatun aradı. Adı Sonya (Sojadır da Sonya yazıldı) Aksan değişik ama soyad Türk... Kadın Türk ile evliymiş, eşi ölmüş ve Gürcistandan gelmiş... Bunu duyunca amcamız "yok olmaz, benim ağzım bir kez yandı" dedi. Artık neden yandığını bilmiyorum ama kadın "ben kapalıyım, namazımı kılıyorum" diyince e bir görüşelim dedi. Sonra adam emekli sandığından maaşım var deyince bu sefer kadın "bizi geçindiremez, ben almayayım" dedi! Allahım! Çıldıracağım!!!

Sonra 26 yaşında bir adam çıktı. İki evi olduğu için çok övgü aldı!!!! Neyse onu da bir hatun aradı. 31 yaşında ve dulmuş. Bunu duyunca adam pek istemez gibi göründü ama kadın sonra Amerikada yaşadığını, eşini de aldıracağını söyledi. Adam görüşmeyi kabul etti bu sefer...

Bir başka adam 36 yaşında bakımlı bir bayanı sırf 25 yaşında gösteriyor diye istemedi. O adamı bir iki ay önce de görmüştüm. Biraz pürüzlü bir tip sanırsam. Sonra kadın da talip beklemeye başladı. Ama çocuklu olmaz dedi...

Ne oldu bize böyle???

Monday, April 28, 2008

Margarin sorunsalı!

Bir bilen varsa bana anlatsın! Şimdi yıllarca öcü diye baktığımız margarin sağlıklı bişi miymiş???? Hani çocukluğumuzda margarin furyası vardı. Çocuklara sanalı ekmekler sürülür sürülür verilirdi. Gerçi biz margarinden hazzetmezdik. Her zaman tereyağını sevmişimdir. Çocukluğumda acıktıkça taze ekmeğe (sıcak tercih edilir) tereyağ sürülür, sonra da sevdiğim yumuşak beyaz peynir ile harika bir aperatif haline getirilirdi. Neyse ben yemesem de bizim nesil margarinli ekmekleri lüpletip durmuştu.

Sonra bir gün margarinin aslında ne iğrenç bişi olduğu açıklandı. Hepimiz korktuk ve hayatımızdan çıkarttık. Yemek tarifleri televizyonlarda anlatılırken bile margarinin yerini sıvıyaş aldı... Ayçiçek yağı hayatımıza girdi. Biz is zeytinyağına ağırlık verdik... Keklere bilem sıvıyağ konmaya başlandı ama ben burada becel gibi daha az ürkütücü yağlar kullandım. Kek ve poğaça dışında margarine el sürmedim...

Margarin o kadar öcüydü ki mail zincirleri ile margarin sunumları yollanıyor ve burada günlerce dışarıda kalıp bozulmayan, sineklerin bile üstüne konmadığı iğrenç kimyasal besin olarak adlandırılıyordu...

Şimdi ise "mükemmel anne veiş kadını" Neşe ablamız ve başkaları reklamlara çıkıp margarini öve öve bitiremiyorlar!!!

E ne oldu şimdi? Hayır Bir gün biri çıkacak da "sebze meyve sağlığa çok zararlı sakın yemeyin" veya "kızartma cilde çok faydalı" veya "zeytinyağ yiyen 40 ına gelince çöker" filan diyecek diye ödüm kopuyor!!!

Biri bana anlatsın!

Tuesday, April 22, 2008

EVİMDE MUTLUYUM BEN!!!!???????

Öncelikle, agresifim!


Şu Taç mıdır nedir, bir firmanın reklamı var ya! Gıcık oluyorum. Ne bu? 3 çocuk dayatmasının ardından kadınları eve kapama planının yalakası reklam tüylerimi ürpertiyor.

Kocacığını sevgi yumağı şeklinde işe yollayan ev hanımımızın mutlu mesut günü gözler önüne seriliyor. Valla ben ev hanımlarını severim, onların seçimine çok da saygı gösteririm. Ama ev hanımlığını en doğru seçimmiş gibi gösteren bu reklamı anlayamıyorum. Bir kadının ayakları üstüne basması, para kazanması, üretmesi, ülke kalkınması ve üretimine destek olması nasıl oluyor da göz ardı ediliyor?

Çalışmak için illa para sıkıntısı yaşamaya gerek yok. Ben Allah'a şükür çalışmasam da iyi kötü geçiniriz. Ama çocuğuma daha iyi standart sağlayamam. Veya kendimi yeterli göremem. Bu benim fikrim. Ama çalışıyorum diye "evimde mutsuz" sayılmam değil mi? Tam tersine işten eve geldiğimde veya haftasonları, tatillerde evimde ne kadatr mutlu olduğumu çok daha iyi anlıyorum ve tadına varıyorum. Bu işyerinde mutsuz olmamı da gerektirmez...

Reklam kız çocuklarına da kötü mesaj veriyor. Bu tehlikeyi de görmek lazım. Bence evinde mutlu mesut yaşayan ve bu şekilde mutlu olan bilinçli kadınlar bile çocuklarının ileride okumalarını ve meslek sahibi olmalarını ister. Aklı başında hangi anne, kızım okumasın, zengin koca bulsun evlensin der günümüzde??? Kız çocukları okusun kampanyaları ile iteklenen ülkemizde böyle bir reklamı tehlikeli buluyorum.

Bunadn böyle asla Taç ürünü almayacağımı da bildiriyorum! Asla... Doğru dürüst reklam koyup özür dileyene kadar.

Beynimizin yıkanmasına dur deyin hanımlar!!!

Thursday, April 17, 2008

İyiyim, iyiyim maşallah:)

rtcaugNe yalan söyleyeyim, bu sabahki düşüncem buraya bir veda yazısı yazmaktı. Belki bu bir son olmayaccaktı, bir ara verecektim... Uzun zamandır yazamıyorum. Mazeret de üretmek istemiyorum aslında. Sadece içimden yazmak gelmiyor. Gün içerisinde, sabahları haberler izlerken, arabada ilerlerken , bir konu ile arkadaşlarımla konuşurken hala aklıma bloğum geliyor ve bunu yazayım diyorum. Ama bir türlü yazamıyorum.

Eskiden veda edenlere şaşardım. Nasıl olur diye kendime sorardım... "Söylenecek sözüm kalmadı" diyenlere çok kızardım. Hala da kızıyorum çünkü hayatımın sonuna kadar söylecek sözümün kalacağını ümit ediyorum... Ama yazacak enerjiyi kendimde bulamıyorum.

Fakat bloğumu açıp ortalıklarda nicedir görülmeyen Renkleri merak eden, hala okuyan, sorular soran arkadaşlarımı görünce sabahki fikrimden vazgeçtim... Eskisi gibi hergün yazamadıpımın ve bu durumun kısa sürede ortadan kalkamayacağının artık farkındayım. Mazeretlere de gerek yok. Ama hala buradayım ve sizi hala düşünüyorum...

Umarım bir gün eski gücümü bulurum. Eskisine göre iyiyim. Haftasonu iki gün bi temizlik yaptım ki sormayın. Temizliği epeydir kadın yapıyordu ve ben hem kendi hem de kadının ruhunu sıkmamak adına evin dışına atıyordum temizlik günlerinde... Eve gelen oğluşa ayak çıplak parkelerde basma, ayakkabını dışarıda bırak ültimatonlarını vermeyeli uzun süre olmuştu. Bunları yapınca oğluş da sevindi. Annesini temizlik hastası olarak görmek onu da kendine getirdi. Zaten anneme dert yanıyormuş, annem beni sevmiyor, ders çalıştırmıyor diye! Töbe töbe, ders çalıştırırken niye zırlıyordun o zaman a çocukum!

Kendinize iyi bakın...

İyiyim, iyiyim maşallah:)

rtcaugNe yalan söyleyeyim, bu sabahki düşüncem buraya bir veda yazısı yazmaktı. Belki bu bir son olmayaccaktı, bir ara verecektim... Uzun zamandır yazamıyorum. Mazeret de üretmek istemiyorum aslında. Sadece içimden yazmak gelmiyor. Gün içerisinde, sabahları haberler izlerken, arabada ilerlerken , bir konu ile arkadaşlarımla konuşurken hala aklıma bloğum geliyor ve bunu yazayım diyorum. Ama bir türlü yazamıyorum.

Eskiden veda edenlere şaşardım. Nasıl olur diye kendime sorardım... "Söylenecek sözüm kalmadı" diyenlere çok kızardım. Hala da kızıyorum çünkü hayatımın sonuna kadar söylecek sözümün kalacağını ümit ediyorum... Ama yazacak enerjiyi kendimde bulamıyorum.

Fakat bloğumu açıp ortalıklarda nicedir görülmeyen Renkleri merak eden, hala okuyan, sorular soran arkadaşlarımı görünce sabahki fikrimden vazgeçtim... Eskisi gibi hergün yazamadıpımın ve bu durumun kısa sürede ortadan kalkamayacağının artık farkındayım. Mazeretlere de gerek yok. Ama hala buradayım ve sizi hala düşünüyorum...

Umarım bir gün eski gücümü bulurum. Eskisine göre iyiyim. Haftasonu iki gün bi temizlik yaptım ki sormayın. Temizliği epeydir kadın yapıyordu ve ben hem kendi hem de kadının ruhunu sıkmamak adına evin dışına atıyordum temizlik günlerinde... Eve gelen oğluşa ayak çıplak parkelerde basma, ayakkabını dışarıda bırak ültimatonlarını vermeyeli uzun süre olmuştu. Bunları yapınca oğluş da sevindi. Annesini temizlik hastası olarak görmek onu da kendine getirdi. Zaten anneme dert yanıyormuş, annem beni sevmiyor, ders çalıştırmıyor diye! Töbe töbe, ders çalıştırırken niye zırlıyordun o zaman a çocukum!

Kendinize iyi bakın...

Thursday, April 03, 2008

:)

* Düşük bel ile tek sorun yaşayan ben değilmişim, yorumlarınızdan anladım, sevindim... Haa düşük belli bir pantolonumu yukarı çekiştirmek sureti ile yırtmış bulunmaktayım bu arada. Yani içine girebildiğim pantolon sayısı gitgide azalmakta

* Rejim fena gitmiyor. Yani harika olmasa da idare eder. En azından kilo almıyorum. Heh heh:)

* Şu an Wishin aldığı yeni koyu gözetlemekteyim bir yandan. Lofttan almış, kesimi hoş, bacağı ince gösteren cinsten. Hemen belini sordum. Düşükmüş! Offf Kafayı taktım. Kendime siyah düz kesim sade bir siyah elbise mi alsam ne!

* Ayakkabı alsam, çanta alsam, zayıf olsam, çıkıp deli gibi para harcasam... İyi gelir mi acaba:)

* Yazmak istiyorum. Romanıma devam etmek istiyorum. İlham perisi istiyorum. Coşmak, taşmak istiyorum...

* Oğluş aşık mıdır nedir, bu günlerde pek durgun ve üzgün gibi, konuşmuyor da. Genelde konuşur, paylaşır benimle. Umarım düzelir. msn yazılarını okuduğumu farketmiyordur dimi?

*Meraklı anneyim, titizim, hırlıyım... Ama hep iyi şeyler olsun istiyorum ondan. Yoksa ben de rahat oluğ yatmayı bilirim.

* Eşim fuara gitti. Orada seminer verecek bir bilgi donanımına sahip tek kişi idi... Sonuç: CHG biraz beklemeli! Dolum istasyonu az, depolama sorunu var, standartlar belli değil vs. vs.

* Sizi seviyorum. Bunu hiç unutmayın:)

Wednesday, April 02, 2008

...

*Arabayı değiştirmekten vazgeçtiğimizi yazmıştım. şimdi benim adam benzin çok pahalı diye ucuz yakıt çözümlerini araştırıyor. CNG mi ne çıkmış yeni, onu deli gibi araşttırıyor. İnternette konuyu hatimetti! Hatta bugün LPG CNG fuarı varmış, bizimki gidecek. Eminim ki orada stand kuran firma yetkililerinden çok daha fazla bir teknik bilgiye sahip olaraktan onları sıkıştıracaktır.

Anlayacağınız arabadan sonra bu konu gündemimize oturdu. Yine bana sıkıntılar basıyo! Ay çldıracağım!!!!


* Dün akşam 21:15 de uyuyarak bebeklikten beri erken kalkma rekorumu kırdım. Biraz kırıklığım vardı yine. E geçmiyor tabi!!!!!! Bir ilaç vermişti önceki hastalığımda doktor. Ağrı kesici gibi bişi... Onu aldım. Aman ne uyku, ne uyku! Öyle erken yatıca da sabah cin gibi uyanıverdim erkenden. Bir film vardı eski, ona baktım... Erken kalkmayı severim aslınad

* Kararlı bir şekilde rejime başladım. Biliyorum yine mi diyorsunuz ve beni ciddiye almıyorsunuz ama bu sefer kararlıyım. Nefret ediyorum kilolarımdan!!!

* Düşük bel pantolonu bulan hortlasın emi! Kilolarım nedeni ile bir kot bir de siyah pantolondan başka bir şeye giremez haldeyim (elbiseler ve eteklerim hariç, ilginç şekilde onlar oluyor) Bu pantolonların da beli düşük. Yani kalçalarım dapdarmış gibi düşüyorlar. Bel ile kalça aynı ölçüde mi yapılır!!! Kilo vermeden yeni bişi almaya inat ettiğimi gören eşim halime acımış bana güzel bir pantolon almış. Kumaşı, biçimi, oturuşu cidden çok klas. Bir de düşük bel olmasın diye tembihlemiş kızı. Ama gel gör ki o da düşüyor! Beli g...ümde geziyorum afedersiniz!!! Uzun tuniklerle tabi ama beni rahatsız ediyoo!!! Sinir!

* Oğluşun ders çalımamakrtaki inadı psikolojimi derinden etkilese de artık tepki vermez durumdayım. Ne halin varsa gör demem yakındır. Uyarıyorum!!!

* İyilik meleğine yakalansam, hiç kurtulamasam????